|
"Sanat Felsefesi"
kitabı çıktı.
İstanbul Tasarım Merkezi bünyesinde bulunan İstanbul Tasarım Yayınları'nın ilk kitabı olan "Sanat Felsefesi" Kasım 2009 tarihinde çıkmıştır.
Felsefeyi bir duygu ve düşünce sistemi olarak tanımlayan kitapta Ömer Asalettin Oruç felsefi sistemleri yaptıkları "Ben" tanımına göre tasnif etmiştir.
|
Ömer Asalettin Oruç, kitabında felsefe ve dinleri önce "Sevgi" bağlamında ayrıştırıyor.
Sevgisiz olanları ise "düşünce" ile ilişkileri temelinde sınıflandırıyor.
Özetle insanları dört başlık altında topluyor.
Her birinin "varlığa", "bilgiye", "iradeye" ve "uygulamaya" (sanata) yaklaşımını ele alıyor.
"Sanat Sonsuzluk Teşiridir" diyen yazar, duymanın, düşünmenin, hatta taraf olmanın asıl olmadığını ; asıl olana sanatla bunları ortaya koymak
olduğunu söylüyor.
Dahası "Bir sanatkârın hayatı boyunca ortaya koyduğu en büyük eser kendisidir" diyor ve buna "Şaheser" adını veriyor.
|
Ömer Asalettin Oruç
Hakkında
Ömer Asalettin Oruç, 1965 Bayburt doğumludur. 1983 te Hacettepe Tıp Fakültesinde İngilizce Bölümüne gitti 1986 da ODTÜ İdari Bilimler,
Kamu Yönetimine geçti. İlgisinin asıl adını "Modern Dünya" koyup ertesi yıl Boğaziçi Üniversitesi Fen Edebiyat, Felsefe Bölümüne gitti.
"Modernizm" i ve başarısını "organize olmak ve zamanının nesne ve insanından en yüksek faydayı elde etmek" diye tanımlayıp kendi de 1987 de
adına
"Organizasyonlarda İnsan Modeli" dediği bir model geliştirmeye başladı. 1994 de Felsefe Bölümünü bitirdi. Geliştirdiği modeli yazılımı
ile birlikte 1997 de İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Mikro Biyoloji Laboratuarında uygulama fırsatı buldu. Aynı modeli daha sonra bir özel hastaneye
ve bir sanayi işletmesine daha uyguladı. Halen kendi kurduğu ARTVEUS İş Bilişim Ltd. Şti. de sistem mimarı ve organizasyon danışmanı olarak çalışmakta
ve İstanbul Tasarım Merkezi'nde Sanat Felsefesi dersleri vermektedir. Yazarın ilk eseri olan Sanat Felsefesi kitabı İstanbul Tasarım Yayınları'ndan çıkmıştır.
|
Sanat Felsefesi
Ömer Asalettin Oruç
İnsan için "bilmediği şey" YOK, "sevmediği şey" DEĞERSİZ dir. En kötüsü kendini bilememek, bilmeden kendini sevmeye çalışmaktır.
Üstelik kim kendini nasıl biliyorsa, başta "öznesi" başkalarını da öyle bilir. Ancak bilmeyi seven herkes sevmeyi bilemez.
Dahası, sevmeyi bilmiyorsa hiç kimse hiçbir şeye "gerçek veya yalan, doğru veya yanlış, iyi veya kötü, güzel veya çirkin" diyemez.
Yani asıl ve eksiksiz olan "Sevgi Bilgisi" dir. O da bir tek "Sevgilide" bulunur.
|