MEŞK

Meşk hat

KLASİK VE ÇAĞDAŞ HAT YORUMLARI
CLASSICAL & CONTEMPORARY ISLAMIC CALLIGRAPHY

Hat sanatı, tezhip, minyatür, ebru gibi klasik sanatlar, onları yaratan kültürün bütün kurumları uzun zaman önce ortadan kaldırıldığı hâlde inanılmaz bir yaşama savaşı veriyor. Sanat anlayışının çok değiştiği, yeni yeni anlayışların doğup öldüğü bir çağda, çok sıkı kaidelere bağlı, yeniliğe fazla tahammül göstermeyen, öğrenilmesi de icra edilmesi de insanüstü bir gayret gerektiren bu sanatların yaşamak için böylesine direnmesi, daha da önemlisi, bütün olumsuz şartlara rağmen eskilerle yarışacak güçte sanatçılar yetiştirmesi açıklanması zor bir hadisedir.

Bu sergide teşhir edilenlerin hepsinin de belli bir seviyenin üzerine çıkmış yüzlerce eser arasından seçildiği düşünülecek olursa, demek istediğimiz daha iyi anlaşılır. Türk insanı galiba hâlâ kendini ifade ederken geleneksel biçimlere, renklere ve ölçülere ihtiyaç hissediyor. Bu ihtiyacın iyi tahlil edilmesi halinde, modern sanat için yeni açılım imkânları bulunabileceğinden şüphemiz yok.

Modern Türk resminde az da olsa bunu başaran önemli sanatçılar var. Klasik sanatların kendi içinde de çok zor olmasına rağmen yeni yollar denemesi, yeni imkânlar araştırması, bu sanatların teorik arka planının iyi bilinmesine ve modern dünyada sanat adına yapılanların dikkatle ve bilgiyle takip edilmesine bağlıdır. Bu şartlara uyulmadan yapılan çalışmalar, sıradan kolajlar olmaktan öteye geçemez. Bir yandan geleneği bütün safiyetiyle koruma, bir yandan da onu yeniden üreterek hayatımızın bir parçası haline getirme zorunluluğu vardır. Bu sergiye eserleriyle katılan sanatçıların bu zor işi denedikleri ve başardıkları rahatlıkla söylenebilir.

2010 yılında Avrupa’nın Kültür Başkentliğini üstlenen İstanbul’da, aslî ölçülerini ve çizgilerini İstanbul’da kazanmış olan hat sanatının grafik sanatının imkânlarından da yararlanılarak dünya sanat kamuoyuna sunulması, umduğumuzun da üstünde olumlu sonuçlar yaratabilir.

Beşir Ayvazoğlu

Despite all cultural forms originated calligraphy, illumination, miniature and marbling were removed long time ago these traditional arts have been challenging the time unbelievably. It is very hard to explain the resistance of these kind of arts to survive that abide by the strict rules and show no tolerance towards innovation and require great effort to learn and practice and above all to raise very successful artists having ability to compete with old masters in an era when art styles change constantly and very new understandings emerge and disappear every day.

I think what I mean to say is better understood in case of considering that all works displayed in this exhibition were selected among hundreds of performances above a certain level of qualification. May be Turkish people still necessitate taking advantage of traditional styles, colors and standards then it is no doubt that if they are fulfilled we will be able to discover new initiative opportunities for modern arts.

There are rare significant artists who have reached stated target in modern Turkish painting so far. Making innovations and creating opportunities regardless of being very difficult to achieve them also within traditional arts based on being familiar with theoretical backgrounds of these arts and following new developments around the world regarding modern art attentively and knowledgeably. The studies without fitting stated circumstances cannot reach beyond an ordinary collage. There is a necessity of preserving culture with its whole purity. Meanwhile we have to regenerate it to be a part of our life. It can be said that the artists attended exhibition with their works attempt and achieve that difficult act about culture.

I believe that presentation of these arts gained their characteristics in Istanbul to world art opinion with opportunities of graph art may have better results than estimated in Istanbul that took responsibility for being European Capital of Culture in 2010.

Beşir Ayvazoğlu

Hat sanatı, ya da hüsn-ü hat, köklü kültürümüzün en belirgin sanatlarından bir tanesidir. Yazı öğeleri kullanılarak geliştirilen, genellikle süsleme amacıyla kullanılan hat sanatını, aslına bakılırsa görsel sanatların en eskilerinden birisi de sayabiliriz. İşaretlere anlamlı ve ahenkli biçimler verilmesiyle icra edilen bu güzide sanatımız, hiç kuşkusuz bize miras kalan en önemli hazinelerdendir.

2010 Avrupa Kültür Başkenti ünvanını taşıyan şehrimiz, bu değerli hazinenin muhafazasını her bakımdan üstleniyor. Bizler de İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı olarak, bu çok kıymetli geleneksel sanatımıza destek verecek projeler hazırlıyoruz.

Bilindiği gibi, dünya üzerindeki en büyük hat sanatı müzesi İstanbul’da: Beyazıt Medresesi içindeki Türk Vakıf Hat Sanatları Müzesi. Müzedeki eserler geçmişin müthiş derinliğini geleceğe taşıyorlar. Müzede bulunan mirasın önemini vurgulamak ve halkımıza bu sanatın büyüsünü aktarabilmek için Eylül ayında tanıtımını yaptığımız “Miras: Türk Vakıf Hat Sanatları Müzesi Koleksiyonu’ndan Seçmeler” adlı kitabı hazırladık. Sözkonusu yapıt, hüsn-ü hat sanatının en güzel 94 eserini gelecek nesillerin dünyasına taşıyacak bir koleksiyon niteliği taşıyor.

Ekim ayında galası gerçekleştirdiğimiz ‘Hat; Bir Medeniyet Çizgisi’ isimli belgesel ile hat sanatının yüzyıllardır dünyadaki merkezi olan İstanbul’un Avrupa Kültür Başkentliği yılında, şimdiye kadar çekilmiş en kapsamlı çalışmaya imza atarak, bu kıymetli mirasımızı kayıtlara geçirdik.

Bugün ise “Meşk: Klasik ve Çağdaş Hat Yorumları” sergisi ile doğunun incelikli hünerini ve batının grafik tekniğini yeni bir üslupta birleştirmek suretiyle, sahip olduğumuz kültürel değerle modern zamanların sunduğu imkanları bir potada eritmeyi başaran eserleri İstanbullulara sunuyoruz.

Değişik coğrafyalarda, farklı medeniyetlerde, muhtelif kaligrafik biçimlerle ortaya çıkan güzel yazı ve süsleme sanatı hüsn-ü hat, matbaanın icadından sonra işlevselliğini yitirse de, kıymetinden hiçbir şey kaybetmemiştir. Bir sanat olarak geleceğe kalması ise kültürel dokunun tevarüs etmesi bakımından çok büyük önem arz etmektedir. Bu bilinç ile yaptığımız çalışmada Sayın Ahmet Şişman ve Sayın Mehmet Hüsrev Şeref başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyor, çağdaş yorumları ve değerli eserleriyle projemize katılan sanatçılarımızı tebrik ediyorum.

Şekib Avdagiç
İstanbul 2010 Kültür Başkenti Ajansı
Yürütme Kurulu Başkanı

Calligraphy is one of the most distinctive art of our well-known culture. We can also consider calligraphy is one of the oldest visual arts which is improved by scripture items and mostly used for decoration. This rare and precious art is professing by giving expressive and harmonic forms to the symbols and it is definitely one of the most important treasures that descent to us.

Our city, titled as European capital of culture in 2010, is entirely undertaken the maintenance of this important treasure. We, as Istanbul European Capital of Culture Agency, are also arranging to give support this precious traditional art.

As it is known the world’s biggest calligraphy museum is in Istanbul. It is Turkish Foundation Calligraphy Arts Museum in Bayezid Madrasah. Work of arts in museum carries fantastic depth of past to the future. We prepared the book named “Heritage: Selection of Turkish Foundation Calligraphy Arts Museum Collection” and we made presentation in September to highlight the importance of heritage and pass on the charm of this art to the society. This work of art is a collection that carries the best 94 calligraphy works of art to the world of coming generation.

Istanbul is World’s Calligraphy center for centuries and in the year of Istanbul’s European Capital of Culture, we performed a gala named “Calligraphy: A Line of Civilization” in October and calendared this precious heritage by undersigning the most extensive work of art that has ever been done.

Today the exhibition of “Meshk: Interpretation of classical and modern calligraphy” connects the sophisticated talent of east and graphic technique of west in a new way. We present the works of art, that express the cultural values that we have and the possibilities of modern time to the people of Istanbul.

Calligraphy, the art of artistic writing and decoration, appeared in different calligraphic forms in different geographies and civilization. However it has lost its function after the invention of press, it has never lost its value. And as a rare and precious art, it is very important to pass calligraphy on the future to hold on the cultural configuration.

With this consciousness we first thank to esteemed Ahmet Şişman and Mehmet Hüsrev Şeref then to all who has taken great parts with this work and to the artists that take part with their precious works of art.

Şekip Avdagiç
The Executive Chairman of Board of
Istanbul 2010 European Culture of Capital Agency


İstanbul Tasarım Merkezi modern dünya ile birlikte ülkemizde de son dönemlerde kendisini daha belirgin bir şekilde gündeme taşıyan tasarım alanına katkı sağlamak amacı ile faaliyete başlamıştır. Salt bir işlevsellikle yetinmeyerek buna ilaveten insan zihninin imkânlarını olabildiğince uç noktalara taşıyarak sıra dışı ürünler ortaya koymak ve var oluşun farklı boyutlarını günlük hayatımızda kullandığımız malzeme ve ürünler üzerinden somutlaştırmak adına yapılan çalışmalara katkı sağlama amacındadır. Modern tasarım çalışmalarına ev sahipliği yapan ve farklı branşlarda tasarımcıların yetişmesine katkı sağlamak niyetinde olan İstanbul Tasarım Merkezi’nde aynı zamanda geleneksel sanat dallarımızın çalışıldığı atölyelerimiz de mevcuttur.

Hat ve tezhip gibi klasik sanatlarımız dönemin insanın ruh dünyasının güzelliğini dışa yansıtan görsel bir dildir. Bu yönü ile hat ve tezhip eserleri farklı bir iletişim aracı olarak kabul edilebilir. Bu dil kulaktan ziyade göze ve insan ruhundaki güzellik algısına hitap eder. Sanatkârın iç dünyasının güzelliği onun mahir ellerinde farklı şekiller ve desenlere bürünerek muhatabına sunulan görsel bir şölene dönüşür. Geleneksel dönemimize ait iki önemli sanat türü olan hat ve tezhibin günümüz sanatkârlarının ellerinde yeniden yorumlanarak geçmişle bir köprü kurulması varlığın dün, bugün ve yarın boyutlarında aynı anda yaşayan insan için bir gerekliliktir.

Bünyesinde modern tasarım ve geleneksel sanat dallarının çalışıldığı İstanbul Tasarım Merkezi bu sergiyi açarak gerek klasik gerekse de çağdaş tarzdaki hat yorumlarını bir araya getirerek sanatseverlere görsel bir şölen sunmayı amaçlamıştır. Çağdaş ve klasik yorumların yer aldığı bu sergi Batılı ve Klasik dönem mimari çizgilerini taşıyan Özbekler Tekkesi’nin mimari ruhuyla da örtüşmüştür.

Sergide emeği geçen herkese teşekkür ederim.

Ahmet Şişman
İstanbul Tasarım Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı

Istanbul Design Center has been put into action in order to contribute to the field of designing that recently came to prominence both in this country and in the modern world. Its purpose is to exceed the dull comprehension of functionality, to take the strength of human mind to the widest possible points to produce extraordinary things, and to contribute to the studies of concretizing the different aspects of existence through the equipments and materials that are being used in the daily life. Several workshops in which our traditional arts are being exercised are also available in Istanbul Design Center, an institution which has decided to devote itself to help the cause of bringing up new designers in different branches and which is a center of the studies of modern design.

Our traditional arts such as Islamic calligraphy and illumination are like visual tongues that express the inner beauty of human spirit. Accordingly they are to be considered as different means of communication. They are like languages not for the ears but for the eyes and the perception of beauty in our souls. The inner beauty of an artist turns into a sort of divine exhibition through different shapes and figures created by the meticulous hands of the artist. The re-interpretation of these two traditional arts by modern artists and the connection that is to be made are absolute necessities for the people who live the past, the present and the future at the same time.

Istanbul Design Center, where modern design and traditional arts are being exercised, have decided to set a brilliant exhibiton to art-addicts by bringing both classical and modern styles of calligraphy together. This exhibition is also coherent with the architectural spirit of Özbekler Tekkesi, a place which has the marks of both western and classical architecture.

I sincerely express my gratitudes to those who contributed to this exhibition.

Ahmet Şişman
Head of Administrative Body of Istanbul Design Center

 

 

 

 

İstanbul Tasarım Merkezi